25 Kas 2009



Tatlı çikolata pasta çekişmesinin tam ortasında kaldım.ama her gecen gun gorunen o ki bir yanimda tatlı ye,bir yanımda pastanı bitir ısrarlarini gormezden gelme zamanım geldi.hatta gecti.son cikolatalarinm bunlar,son tatlilarim.yeme performansima hayranim.ama son olsun.kendimle barisik oldugum yetti,artik kavga zamanı;)yemezsen darılırim demeyin artık,darilin alirim gonlunuzu ;)

Kurban Bayramınızı Kutlarr mutlu ve huzurlu bayramlar dilerim.Bayram sofralarınız sevdiklerinizle dolsun taşsın..Daha nice bayramları birlikte karşılamak dileğiyle..

Bir gün bir doktora, gerginlik ve tedirginlikten şikayetçi olan bir hasta gelmiş. Yapması gereken çok işinin bulunduğunu; fakat kendisinin rahatsız, işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söylemiş. Doktor: Bu işleri başka biri yapamaz mı? Ya da bir başkası size yardımcı olamaz mı? diye sormuş.
Adam: Onları yalnız ben yapabilirim; bütün işler bana bakıyor! diye cevap vermiş.
Doktor: Sana bir reçete vereceğim. Bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor! diyerek, yazıp eline vermiş.Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış. Reçetede, Hergün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin yazıyormuş. Hasta adam: Yürüyüşü anladık ama; neden mezarlık? diye sormuş. Doktor: Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de onlar gibi ölüp mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkan olmadığını zannettiğin işlerin, başkaları tarafından da yapılmaya devam ettiğini göreceksin, demiş.Evet, bulundukları noktada kendilerini vazgeçilmez gören; halbuki orada, problem çözmek yerine problemin bir parçası olduğunun farkına varmayan insanlar için de, doktorun reçetesi geçerli değil mi? Aslında, kendini bu hasta adam gibi gördüğü sürece, herkes için geçerli bir reçete...

(alıntı)

24 Kas 2009

ŞIMARIK TEPSİ


Şimdiiii neden bu tepsi şımarık.Çünkü güzel bir kahvaltı hazırlayıp,eşinize yatağa kahvaltı götürüyorsunuz bununla.O halde tepsi niye şımarık olsun,eşiniz şımarık oluyo bu durumda :) Şımartılıyo diyelim ya da :) Bi gün o,bi gün siz.Sırayla :) Tek bir gül eşliğinde ;)

Ayakları katlanabilir bu tepsiyi,mor renge boyadım sahibi mor sevdalısı diye ;) Üzerine de çiçek transfer uyguladım.Boncuk boyayla kenarlara noktalar,çiçeklerin etrafına da helezonlar yaptım.Sonra da iki kat su bazlı vernik sürdüm.İşte bu kadarrr :) Herkesin şımartacağı birileri olması dileğiyleeee ;)

23 Kas 2009

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Başöğretmen Atatürk başta olmak üzere ,tüm öğretmenlerimize saygı, sevgi ve şükranlarımı sunuyorum.

Canım anneciğim,asla unutmayacağım ilkokul öğretmenim Nurten Öğretmenim,canım Eda'cım,sevgili Dolunay'cım,sevgili İdea'cım,sevgili Kapkara Camdan Kelebek Duru'cum,sevgili Neşe'cim,sevgili Aslı'cım,sevgili Başak'cım,sevgili hasret senfonileri,sevgili Leyla, sayınRamazan Bey ,sayın m.gurdal ve sayın Fıkra Sevenlere..ve tanımadığım diğer öğretmen blog arkadaşlarım..

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUNNNN ..

YASSI SERAMİK VAZO

Bu da transfer tekniğiyle yapıldı .Tarafımdan :) Zemini kum beji boyadım.Transfer tekniğiyle kadın resmini yapıştırdım.Yanlar boş kalınca..Resimdeki renklerle uyumlu tonlarda boyalar seçtim.Tampon fırçasıyla,tamamlama tekniğini kullanarak,yumuşak geçişlerle, keskin hatları yumuşattım.Şapkadaki ve kızın kucağındaki çiçeklerin yerine,kuru çiçekler yapıştırdım.Tepesine kurdele ve tüy iliştirdim,kokoş olsun diye :)Boynuna inci dizdim,ucuna da zamak bir ufacık kolye ucu taktım.İnce fırçayla ebruli yapraklar serpiştirdim.İçine tek dal orkide yakışır kanımca ;)

22 Kas 2009

KELEBEĞİN ÖYKÜSÜ


Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.

Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.


Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.


Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.


Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.


Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatının geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.


Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kısıtlayıcılıgının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılıgından kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verilseydi , o zaman , bir anlamda eksik kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık..

21 Kas 2009

Swarovskili ürünleri çok zarif ve şık buluyorum.Uzun zaman önce aldığım Swarovskileri unutmuşum bir köşede.Demet Akalın'ın evini,banyo fayanslarındaki swarovskileri görünce aşka geldim.Fayanslara yetiştiremedim ,bir servis şişesi yaptım.Sıralı olanları olduğu gibi şişenin etrafına dolayıp,özel yapıştırıcısıyla yapıştırdım.Tek olanlarıyla şişenin topuzunu kapladım.Broşu ortalayıp tutturdum.Ucuna da sıralılardan sallandırdım.Şık olmuş di mi ;)

20 Kas 2009

ÜÇ ŞEY


Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden birinde şemsiye vardı.
Bu inançtır.

Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair garantimiz yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.

Ve işte bu üçü varsa, hayatınız güzeldir...

(ALINTI)

19 Kas 2009

SERAMİK PANO

Boyalı günlerim geri döndü.Zımpara,boya,cila,vernik..Marangoza çırak olabilirim.Boyalar,fırçalar gerçekten çok sihirli alet edavatlar.Çok sinirlisin diyelim,fırça,boyayı al eline,bak nasıl sakinleşiyosun.Televizyondaki sinir bozan, türlü yarışma programlarıyla ( benim kocam bir melek,yemekteyiz vs..yazarken bile tahammül edemiyorum) komaya gireceğime sanatsal faaliyetlerimle haşır neşir olurum daha iyi ;)
Bu bombeli seramik panoyu bu gün yaptım.Metalik şampanya boyadım zemini..Örgü kısımları altın rengi..Kuruyuca bir kat daha geçtim.Altın rengi örgülere yaprak varak uyguladım.Transfer tekniğiyle resmi yerleştirdim.Eline de silikonla bir çiçek tutuşturdum..

18 Kas 2009


Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki!deyivermiş.Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak:- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.Köle söyle cevap vermiş:- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem! Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış...Su söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:"Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?" Kalbinize yakin bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asilin onlara tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır..Hayati çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatin bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.Dün tarih oldu... Yarin bir sır... Bugünün kıymetini bilin.
Can Dündar

17 Kas 2009

SAĞIR DERE - KEMAL TAHİR

Zor bitirdigim romanlardan biri ..Elimde sozluk,zar zor okudum.Cankırı'nın Yamören köyünde yasananlar..Koylulerin kadina bakisi cok ilgincti..Mesela,topuklu ayakkabi uzerinde durabildikleri icin, sehirli kadinlari koye getirilen cengilerle ayni goruyorlar.. Sonuc olarak guzeldi..Yazar bu romani cezaevi yillarinda yazmis..(klavye bozuk kusura bakmayin :)
..................................................................................

Sağırdere’de, Kemal Tahir, hikayesini köy-kent ikilemi üzerine kurarken, yoksul köylünün küçük dünyasını olanca sadeliği ve samimiyetiyle anlatır. Çocuksu bir aşkla tutulduğu kıza kavuşamayan Mustafa’nın köye katlanamayıp Ankara’ya çalışmaya gitmesi, orada bütün zorluklara rağmen tutunmaya çalışması, kent hayatını görüp, kendini sorgulamaya başlaması, sonrasında ise değişerek köye geri dönmesini anlatan “Sağırdere”, bir yandan da naif bir aşk ve ergenlik hikayesidir. Bu pastoral roman, küçük, yoksul ama yaşam dolu dünyaların içine bizi yeniden taşırken, feodal dünyanın acımasızlığını da göz önüne seriyor...

15 Kas 2009

Saksı Yaptımmm..

Yok tabiiki saksıyı ben yapmadım,o zaten vardı.Yanındaki saksının aynısı,plastik bir saksı işte..Süsledim sadece.Halat ipi sıcak silikonla saksının etrafına dolayıp yapıştırdım.Minik korkulukları da silikonla tutturdum.Korkuluklar çok sevimliler.Kimsenin onlardan korktuğu yok.Zaten küçücükler, floryalara ve kargalara oyuncak oldular :)

14 Kas 2009


Hayat kısa tadını çıkarın..
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın....
ama onun yerine bir resim yapmak, bir mektup yazmak daha iyi değil mi, kurabiye ya da bir kek pişirmek, bir tohum ekmek toprağa, istemek ve gereksinim duymak arasındaki farkı keşfetmek ?


içilecek bir kahveyle, yüzülecek bir nehir, tırmanılacak bir dağ, dinlecenek bir müzik, okunacak bir kitap, dedikodu yapılacak arkadaşlar, sürdürülecek bir hayat .



ama bilin ki dünya gözlerinizi kamaştıracak güneşle dışarıda, saçlarınızın arasında gezecek rüzgarla, karla, sizi ıslatacak yağmurla... Bu gün bir daha yaşanmayacak.

Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın , ama hep aklınızda bulunsun, yaşlılık bir gün gelecek ve bu çok da hoşunuza gitmeyecek . . .


Ve bir gün bu dünyadan gittiğinizde - ki hepimiz mecbur gideceğiz - geride daha çok toz bırakacağız !
(alıntı)


12 Kas 2009


Sevgili Denise'cim tarafından da mimlenmişim de haberim yokmuşşş :) Hiç unuturmuyum canımm yanıtlıyorum sorularını hemen.Teşekkür ederim canım.

En son hangi ülke gündemiyle canını çok sıktın?
Tabiiki Türkiye..Gündem içinde gündem yaratıldığı için,sıkıcı günler yaşıyoruz hep birlikte.Siyaset,ekonomi ,eğitim ,sağlık derken dünya ülkelerine sıkılacak hal kalmadı.
En son hangi şarkıdan nefret ettin?
Aklıma şarkı gelmedi.Ama sinir olduğum reklam müziği var kiiii ay deli oluyorum sözlerine de her şeyine de.Nestle Crunch.Hani iki üç yarı çıplak kız dans ediyo ya,gözlüklü bi tip dans ediyo garip garip offf ,valla şimdi bile sinir oldum :)

En son hangi fast food ürününden tiksindin?
:) Hiç birindennnnn.Nerdee ay keşke bi şey olsa da tiksinsem,yiyemesem bi daha.Mesela steak house dan tiksinsem,950 kalori yaa az buz bi şey diill :)

En son hangi sakatatı yedin ?
Kokoreçç.Kendim yaptım evde,saçta.Valla çok güzel yaptım ellerime sağlık :)

En son hangi yerli şarkıyı beğendin?
Mustafa Sandal bi şey söylüyodu radyoda.Arabada giderken dikkatimi verip anlayamadım ismini,Hareketli güzel bi parçaydı,adı ne acaba yaaa.
En son hangi yabancı sözlü şarkıyı beğendin?
Whıtney Houston. Mıllıon Dollar Bill.

En son hangi yerli filmi beğendin?
Vizyondaki filmlere gidemedim henüz. İzlemekten çok keyif aldığım Organize İşler'i izledim tvde :)
En son hangi yabancı filmi beğendin?
Evde sinema keyfini seviyorum ben.Sesi bangır bangır açıp.Panjurları kapatıp..Işıkları söndürüp..Geçen hafta ,çok sevdiğim,izlemekten bıkmadığım Piyanist'i izledim yine.

En son hangi kitabı okudun?
Sağırdere-Kemal Tahir

En son hangi bilgisayar oyununu oynadın?
Travian

En son hangi mizah dergisini okudun?
Uykusuz,Penguen.Her perşembe mutlaka.

En son neyden korktun?
Gece gördüğüm rüyadan .Gölgesinden korkan biriyim ben zaten :)

En son kime veya neye küfrettin?
:) Küfür etmem ben hiç.Çok sinirlendiğimde salak ,gıcık filan derim.En son birine dedim ,içimden ,yüzüne diil :)

En son neyden kaçtın (opsiyonel: koşarak ta olabilir)?
Birinden kaçtım ,oh dedim kurtulunca ohhh dünya varmışş :)

En sevdiğin 5 film?
*Piyanist *Mor Yıllar *Casıno *Şeytanın Avukatı *Hababam Sınıfı'nın hepppssiiii :)

En sevdiğin 5 şarkı?
* George Michael-Careless Whisper
*Şu sıralar Hadise-Evlenmeliyiz (ama geçicek :)
*Manga-Beni benimle bırak(şimdilik :)
*Aklıma gelmiyooo,yerlimi yabancımı yazsammm.
*Calvin Harris-I'm not Alone
*Belinda Carlısle-la luna
En sevdiğin 5 yemek?
5 de yazarım 55 de :) Kereviz,Ispanak,et yemekleri,pırasa,yaprak sarma,uzarrr giderrrr.
En sevdiğin 5 isim?
Naz,Eylül,Fulya,Damla,Gökhan
En sevdiğin 5 oyun (herhangi)?
Monopoly, gta 4, okey,scrabble ve isim şehirrrr :) (ben burdaki pembe dikdörtgeni nasıl yaptımki acaba,bravo bana,silinmiyo da :))
En büyük korkun nedir?
Sevdiklerimi kaybetmekk..
En nefret ettiğin 5 klişe nedir?
*çok güldük çok ağlayacağız
*ben de tam seni düşünüyodum
*su içsem yarıyor
*kadının önce zekasına önem veririm ben.
*çok eğlendik ,keşke sen de olsaydın.
Eda'cım,Elvan'cım,sevgili fotoğraf penceresinden,Dilek'cimm,sevgili Rengarenk Dünya'yı ve sevgili Aslı'yı mimliyorum ben dee,kolay gelsinn :)